Be hey Berkley

Behey Berkley! Behey on sekizinci asrın filozof peskoposu. Felsefenden tüten günlük kokusu başımızı döndürmek içindir. Hayat kavgasında bizi dizüstü süründürmek içindir. Behey Berkley, Behey Allahın Cebrail şeklindeki Ezraili, Behey on sekizinci asrın en filozof katili! Hâlâ geziyor İskoçya köylerinde adımlarının sesi. Hâlâ uluyor adımlarının sesine tüyleri kanlı bir köpek. Hâlâ… Devamını oku

İlla

Sana döndüm yüzümü Sakin görünümüm her zaman güçlü dalgalara gebe Sen gibi.. Hırçınlığın ayrı güzel dinginliğin ayrı, bilirim Aynı ben gibi. Bir yanar bir söner Ruhum yakamozlarında saklı. Ne gemiler uğradı bu limana Sayısız, irili ufaklı Bir şeyler getirdi ama bir şeyler de götürdü, Kimileri gördü kimilerinden gizli. Rengim değişir… Devamını oku

Kırmızı

kına mı kan mı gülün rengi mi kıymık kıymık içimizdeki bıçak bütün sokakları acılı bir şehir çırılçıplak öfkeler bırakır çocuklarına ve kocaman öfkeli yalnızlıklar avurtlarına çökmüş çaresizliğin çocuk yüzlü deminde çok hırpalanmış kalpler gibi sarılır ellerin elime kına mı kan mı gül kurusu mu bu yalnızlık bu dökülen yüz yalnız… Devamını oku

Küskün

Denize kūstū kadın Arefe idi oysa Bir bayrama gūn Gōrmedi martı Bilmedi deniz. Bir çift gōzde Ōyle safi hūzūn. Arif olsan kaç yazar Ellerine baktı kadın Bir boșluğa bakarcasına Devrili verdi gūn 12 Eylül, F. Yurtsever

Ali

   Bir sabah vaktiydi haberini almıștık. Yılını sorma! Yeterince ōncesi yeterince üzücü bir gence yakıșmayan bir gidiș bir sevdanın koruna dūșüveren iki damla gōz yașı gibi. Cızzz etti sadece mașukun yüreği Bir șairin dizesindeki gibi hani “Leyla gelin oldu Mecnun mezarda” șimdi. Ișıklar içinde uyu hocamız, Ali.