30 Ağustos Zafer Bayramı

30 Agustos

30 Ağustos Zafer Bayramı

30 Ağustos Zafer bayramınızı kutlu olsun. Emperyal güçlere karşı gerçekleştirilen bu büyük mücadelede şehit düşmüş vatan evlatlarını, gazilerimizi, cephe gerisinde mücadeleye özveriyle katkıda bulunmuş yurttaşlarımızı ve onları ileri görüşlülüğü ve yönetmedeki dehasıyla bu zafere taşıyan Mustafa Kemal Atatürk’ü saygı ve sevgiyle anıyorum.

Kırmızı

kına mı kan mı gülün rengi mi
kıymık kıymık içimizdeki bıçak
bütün sokakları acılı bir şehir
çırılçıplak öfkeler bırakır çocuklarına
ve kocaman öfkeli yalnızlıklar
avurtlarına çökmüş çaresizliğin
çocuk yüzlü deminde
çok hırpalanmış kalpler gibi sarılır
ellerin elime
kına mı kan mı gül kurusu mu bu yalnızlık
bu dökülen yüz yalnız benim yüzüm mü
bu ağaçları yolunmuş sokaklarda
kaybettiğim yalnız benim onurum mu
yalnız benim mi bu iki yana düşmüş çaresiz kollar
bu umutsuz bakışlar yalnız benim mi
benim mi yalnız bu çatık kaşlar
sustukça acıyan bu dil
bakmaya utanan bu iki göz benim mi
yalnız benim mi bu sarılmaya korkan yürek

ellerim de üşüyor bakışlarım da
bu ağustos gecesinde
yok muyuz
yoksa dalında çürüyen meyveler gibi
toplanmadan toprağa mı düşeceğiz
bir ah bile demeden

kırmızı çoğalıyor kaldırımlarda

Ali Osman YENER (Ağustos 2017)

Okula Kayıtta bile kayırmacılık

Okullarakayıt

Okullara kayıt

Okul kayıtlarının başladığı şu günlerde Bursa valiliğinin okullara gönderdiği, mühürsüz ve imzasız, bu yazı kafalarda yeni sorular yarattı. Her eğitim öğretim yılında okullarımızda yaşanan kayıt yangınına benzin olacak bu yazıda resimde de görüldüğü gibi, tüm ailelerin değil Suriyeli ailelerin çocuklarının kayıt işlemlerinin adres şartı aranmaksızın yapılması istenmektedir.

Çocuğunun eğitimini yani geleceğini düşünmek her velinin olduğu gibi Suriyeli bir velinin de asli görevlerindendir. Buna kimsenin itirazı yok, olmamalı da. Sorun toplumun bir kısmını diğerinden ayrıcalıklı hale getiren öngörüsüz uygulamalardır. Bu ülkeye emeği ile vergisi ile katkıda bulunan bu ülkenin insanından, dilediği okula kayıt işlemlerinde ikametgah belgesi başta olmak üzere bir takım engellemeler yaratacaksın, ama bir takım politik hesaplarla, Suriyelileri bundan muaf tutacaksın.

Ancak kabile toplumlarının yaşantısına örnek olacak bu uygulamanın iş işten geçmeden kaldırılmasını, tüm velilerimize ve öğretim ailesine de sağlıklı, başarılı bir eğitim öğretim yılı diliyoruz.

Dere boyu

Dereye uçan kamyonet

Dereye uçan kamyonet

Dere boyu pıtırak

O yar gelsin oturak

Bir o sōylesin bir de ben

Bu sevdadan kurtulak

 

Gece yarısını geçmiș bir zaman, nedendir bilinmez kasasında 4 bira kasası, birkaç boș bira șisesi, 10 metre ōtesinde yol dururken derenin kıyısına çevirmiș direksiyonu beyimiz, yetmemiș kamyonetini derenin içine yatırmıș.

 

Parayı veren Düdüklüyü içer!

Burhaniye Çeşmeleri kör tapalar  ile kapatılmış

Burhaniye henüz tahrip edilmemiș doğasıyla güzide, hemen hemen her sokağında çokca gōrdüğümüz çeșmelerinden, kana kana su içebildiğimiz, ağaçların yeşilliği denizinin maviliği arasında gelen esintileriyle güneşin en sıcak anında bile serinleyebildiğimiz doğal yerlerimizden biri. Kapitalizmin tam olarak ulaşamadığı ama farkına vardığı yerlerimizden. Ulaştığı yerleri en ücra köşesine kadar sömüren kapitalizm, ümüğüne kadar sömürmek amacıyla, her geçen gün bir adım daha atmakta, sessizce ve sinsice.

Bu gün bunlardan biri ile ilgili konuşacağım. Adına gün atadığımız, olmazsa olmazlarından, sudan bahsedeceğim.  Farkında mısınız? Allahın bize sağladığı nimetlerden suyun bile bize ulaşımı taşeron şirketlerin elinde!

Belediyeler, yaşadığımız çevrenin daha yaşanabilir olması, su, elektrik vb hizmetleri bireye ulaştırmakla yükümlü olan ve bizim seçtiğimiz kurumlardır. Ekonomik karşılığını her yıl ödenen vergilerimizden alırlar. Yani bu hizmetleri vatandaşa satamazlar. Hele de Allah’ın nimeti olarak adlandırılıyorsa. Hiç bir kanun ve kitap bunu haklı kılamaz.

Burhaniye duduklu cesmeleri

Belediyelerin görevi sadece bu nimetin vatandaşa ulaşımını kolaylaştırmaktır. Bir çok sokakta gördüğümüz hayratlar da bu amaçladır. Ve karşılığı dua veya hayır ile anılmaktır, para veya ekonomik bir kazanç edinmek değildir. Aksine hayır sahipleri, çoğu zaman, bu tesislerin maliyetlerini kendi cebinden ödemektedirler. Ve bu nedenle hayrat olarak adlandırılırlar. Belediyelerin görevi anadolunun, bu güzel alışkanlığı yaşatabilmektir sonraki nesillere aktarmaktır. Musluklarını çıkartıp, plastik tapalarla kapatıp, erişilmez kılmak ve, bu sayede,  suyun kaynağını kiraladığı şirketlere ekonomik artılar kazandırmak değil.

Bilerek veya bilmeyerek, suyunun bolluğu ve yeşilliğiyle anılan Burhaniyemiz adım adım bu tezgaha doğru çekilmektedir. Hayratlara akıtılan su kasten azaltılmakta, bir çok hayrat uydurma nedenlerle plastik tapalar takılarak, yaz boyunca, kapatılmaktadır. Ve bu, bize hizmeti en güzel şekilde getirtmek ile yükümlü kıldığımız, bu nedenle vergilerimizle idamesini sağladığımız belediyemiz eliyle yapılmaktadır.

Bu gidişe dur demenin elbet bir yolu vardır. Bizlere düşen görev bu yolun tesisi, ve konunun yaşamımızda hayati bir yeri olduğuna ve asla “sudan bir sebep” gibi tanımlarla geçiştirilemeyeceğini farketmemiz ve bu yolda demokratik haklarımızı devreye sokmamız  gerekmektedir.

Çünkü biliyoruz ki “sessizlik” karşı taraftan durumu kabullenmek olarak adlandırılmaktadır. Sessiz kalmayalım!

 

Fildişi ürünleri alma!

Dişleri uğruna katledilen bir fil

Yaban hayatı aktivistleri Perşembe günü, kaçak avcıların, son beş haftadır,  Bouba Ndjida Ulusal Parkı’ndaki en az 200 fili öldürdüklerini söyledi. Uluslararası Hayvan Refahı Fonu cinayetleri benzeri görülmemiş biçimde nitelendirdi ve hükümeti harekete geçirmeye çağırdı. Grup, parkta birçok öksüz fil buzağı bulunduğunu ve yakında ölmelerinden korktuğunu söyledi. Fillerin Asya ve Avrupa’ya giden kaçak fildişi süsler nedeniyle öldürülmüş olduğunu ifade eden örgüt, kaçak avcılar konusunda Sudan’ı sorumlu tuttu.

Dünyada fil dişinden yapılmış eşyalara talep  olduğu sürece bu katliamların sonu gelmeyecektir.  Bu nedenle fildişi eşyaları almayalım, alanları da bilgilendirelim.

(Kaynak: http://www.nytimes.com/2012/02/17/world/africa/cameroon-200-elephants-killed-in-park.html)

Demokrasilerde Çare Tükenmezdi

Derinkuyu

Her mesai bitiminde, sadece öğretmenlerin değil, ilçedeki tüm memurların uğrayıp, çay içip oyun oynayarak vakit geçirdikleri bir yerdi, otel altı kahvemiz. Halkla iç içe olduğumuz, günün yorgunluğunu attığımız bir yer.

Sakıncaları da yok değildi hani… Özellikle dönem sonlarına doğru, her gün yanı başınızda oyun oynayan ama kuru bir selam dışında sizinle alakası olamayan kişilerin, yanınıza yanaşıp “Bir türlü görüşemiyoruz, hocam.. N’olcek bizimkinin durumu?” sorusundan gına geliyordu, ilçe öğretmenlerine. Diğer taraftan, bayan öğretmenlerin durumu daha vahim idi. Eğer evli iseler ev ziyaretleri bir nebze rahatlatıyordu bayan öğretmeleri amma, bekar olanların hali küllüm harap.

Continue reading

Küskün

Küskün

Denize kūstū kadın
Arefe idi oysa
Bir bayrama gūn
Gōrmedi martı
Bilmedi deniz.
Bir çift gōzde
Ōyle safi hūzūn.
Arif olsan kaç yazar
Ellerine baktı kadın
Bir boșluğa bakarcasına
Devrili verdi gūn

12 Eylül, F. Yurtsever